BirFilmist

EKRAN ÇAĞI

0

2014’te üniversi eğitimimi alırken  teknoloji dersi hocamız bizlere çok basit bir soru sordu.”Hangi çağda yaşıyoruz. ”Tabi bu soruya hemen hemen herkes benzer cevaplar verdi. Bunlar daha çok; uzay çağı, teknoloji çağı, milenyum çağı… Bütün cevapları dinleyen hocamız ise çok başka bir cevap verdi “EKRAN ÇAĞI”

Bu cevap düşünüldüğünde, aslında her yerimizi çevrelen elimizden bırakmadığımız, sokaklarımızdan indirmediğimiz, evimizde saatler izlediğimiz ekranlara verebilecek bir ünvan olduğunu kabul etmek gerekir. Hayatımızın her noktasında artık bizlerle büyümeye gelişmeye devam ediyorlar.

Bu yazımızda Ekran Çağı’nın bizi daha çok ilgilendiren sinemadaki tarafına bakmak istiyorum. Dijital bir ekran olmasa da sinema perdesi de bizlere bir ekran olarak hizmet sunuyor.

Sinema, ilk 1952’de geniş perde de gösterildi. Bunu televizyonla olan savaşında galip gelmek için yapsa da zaman her iki sektöre de kendine has bir yer verdi. Başta siyah-beyaz olan görüntüler teknolojiyle birlikte renkli hale geldi. Uzun yıllar boyunca televizyonla birlikte hayatımızda olup en çok kullanılan ekran (sinema perdesi) oldu.

1950’li yıllarla başlayan sinema perdesi, küçük gelişmeler dışında çok büyük bir değişim yaşamadık. Ta ki 2000’li yıllara gelene kadar. Bu yıllarda  sinemada 3D teknolojisi denemeleri başlandı. İlk kez “Avatar” filmiyle birlikte çıkmasıyla herkesin şaşırdığı, merak ettiği ve denemek istediği bir şey haline geldi. Sinemalar da artık 3D olmayan film sayısı bile çok azaldığı bir dönem oldu.

Peki bu 3D teknolojisi filmlerde nasıl kullanılıyordu:

Temelde bir ekranda çekilen farklı görüntü açılarının yerleştirilmesiyle oluşturuluyor. Seyircilerin taktığı gözlükler sayesinde kendi konumlarına göre bir görüş açısını elde ediyor. Böylece izleyiciler görüntülerin derinliğini daha iyi algılıyor.3D teknolojisinin bize sunduğu görüntüyü çok beğensek de  uzun süreli gözlük kullanımının sinema izleyicilerinde rahatsızlık yarattığı görüldü. Baş dönmesi, gözlüğün ergonomik olmaması, gözlüğün satın alınması bunlardan birkaçı.

Bu teknoloji hakkında umutsuzluğa düşmüşken yeni bir gelişme açıkçası bizi umutlandırdı. Cinema 3D adında ki proje sinema salanlarında 3D filmler izlerken gözlük kullanımını ortadan kaldırıyor. Ne zaman kullanacağı konusunda bir tarih verilmedi ama yakın bir zamanda piyasaya sunulacağını söyleyebiliriz.

3D filmlerle bize kendini hatırlatan diğer sinema gelişmesi ise IMAX. Aslında çok eski olan bu sistemi ilk olarak Japonya Osaka’da düzenlenen Expo 70’ de “Tiger Child” adıyla çekilen ve gösterilen filmde kullanıldı. Fakat kullanımı ve popülerliği 3D ile arttı.

IMAX günümüz teknolojisinde sinemada seyirciye gerçeklik hissiyatını en üst seviyede gösteren yeniliktir. Maxsimum kalitede görüntü diğer sinema perdelerine göre % 110 daha büyük perdeyle sağlıyor. Rahat ve yarım daire şeklinde konumlandırılmış koltuklarla izleyicilerin salona hakim olması amaçlanmıştır. Ses sistemi de klasik sinema salonlarına göre  daha kaliteli ve izleyicilerin adeta içine işleten bir teknoloji ile oluşturulmuştur.

IMAX filmlerinin bir diğer özelliği normal sinema kameralarının dışında kendine has kameralarla çekilmesidir. 35 mm film formatından çıkıp 70mm film formatını kullanıyor. Ayrıca normal filmler dikey bir şekilde yansıtılırken IMAX filmler yatay şekilde yansıtılıyor.

Zaman her şeyi değiştiriyor. Buna insan da dahil olmak üzere  geçmişte ki izlerden yeni yollar inşaa ediyor. Her yenilik ardımızda kalanların geleceğe savrulmasıyla oluşuyor. Sinema da sürekli gelişen değişen bir sektör. Ekran Çağında sinemada kullandığımız birkaç perde (ekran) teknolojisine göz attık.

Başarısızlığın Nedenleri -Napolean Hill

Previous article

Film Editing Pro

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir